MEHMET AKİF ERSOY'UN HAYATI

2011-05-03 10:17:00

                           ŞAHSÎ HAYATI Mehmed Âkif'in baba tarafından dedesi, Arnavutluk'ta bulunan İpek kasabasına bağlı Suşisa köyünden Nureddin Ağa'dır. Mehmed Âkif'in babası Tahir Efendi ilim tahsil etmek için İstanbul'a gelmiştir. Âkif'in annesi Emine Şerife Hanım ise, aslen Buharalı olup, Tokat'a yerleşmiş bir âilenin kızıdır. Mehmed Âkif 1873 yılında doğmuştur. Doğum yeri, İstanbul'un Fatih semtindeki Sarıgüzel mahallesidir. İlkokulda iken babasından öğrenmeye başladığı Arapçasını ortaokul yıllarında daha da ilerletir. Ayrıca Farsça ve Fransızca da öğrenir. Şiire karşı ilgisi de ortaokul yıllarında başlar. 1893 yılından itibaren ilk şiirlerini, telif ve tercüme ilk yazılarını yayımlamaya başlar. 23 Nisan 1920'de açılan birinci Büyük Millet Meclisi'ne 5 Haziran 1920'de Burdur milletvekili olarak katılır. Millî Eğitim Bakanlığı 7 Kasım 1920'de gazetelere verdiği ilanla bir İstiklâl Marşı yarışması açıldığını ve bu marş için büyük miktarda para ödülü verileceğini duyurdu. Yarışmaya katılan 724 şiirin hiçbiri istenilen düzeyde olmadığı için kabul edilmedi. Bunun üzerine Millî Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi, Mehmed Âkif'e başvurur. Âkif ise "Para için şiir yazamam." diyerek teklifi reddeder. Bunun üzerine Hamdullah Suphi, kendisinin yarışma şartlarının dışında tutulacağını söyler. Artık Âkif'in diyeceği bir şey yoktur. Odasına kapanır ve o büyük şiirini yazar. Eser, 17 Şubat 1921 tarihli Sebîlürreşâd dergisinde yayımlandı. İstiklâl Marşı'nı 1 Mart 1921'de T.B.M.M'de Millî Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi o... Devamı

MEHMET AKİF ERSOY'UN ÖLÜMÜNÜN 74.YILI ANISINA

2011-04-30 22:33:00

MEHMET AKİF ERSOY Devamı

Ebru Resimleri

2011-04-23 21:25:00
Ebru Resimleri |  görsel 1
Ebru Resimleri |  görsel 2
Ebru Resimleri |  görsel 3
Ebru Resimleri |  görsel 4
Ebru Resimleri |  görsel 5
Ebru Resimleri |  görsel 6
Ebru Resimleri |  görsel 7
Ebru Resimleri |  görsel 8
Ebru Resimleri |  görsel 9
Ebru Resimleri |  görsel 10
Ebru Resimleri |  görsel 11
Ebru Resimleri |  görsel 12
Ebru Resimleri |  görsel 13
Ebru Resimleri |  görsel 14
Ebru Resimleri |  görsel 15
Ebru Resimleri |  görsel 16
Ebru Resimleri |  görsel 17
Ebru Resimleri |  görsel 18
Ebru Resimleri |  görsel 19
Ebru Resimleri |  görsel 20
Ebru Resimleri |  görsel 21

 muhteşem ebru boyaların suyla dansı Devamı

TÜRK EBRU SANATI

2011-04-23 21:10:00

                                EBRU MALZEMELERİ Biz:Fırçanın sapı için, esnek olduğundan dolayı gül dalı kullanılır. Kıllar ise, at kuyruğundan elde edilir. Toprak Boya:Ebru yapımında kullanılan suyun belli bir yoğunluğa sahip olması ve özel olarak hazırlanan boyayı üzerinde tutabilmesi gerekmektedir, her hangi bir suyla ebru yapılamaz. Ebrunun suyuna bu özelliği veren maddenin ismi kitredir. Kitre, Türkiye'nin güney ve güneydoğu bölgelerinde kırlarda yetişen yabani bir dikenin(geven) özsuyudur. Köylüler kırlarda geven dikeninin gövdesine bıçakla çizik atar, birkaç gün beklerler. Bitkinin özsuyu çizik bölgeden akar ve kurur. Bir ağaç kabuğuna benzer görünüm alır. Bu kabuklar tek tek toplanır. Kabuk şeklinde olan kitre aktarlarda satılmaktadır. Ebrunun suyu hazırlanırken saf suyun içine belli ölçülerde kitre konulur. Su ağzı kapalı bir kapta bu şekilde bir süre bekletilir. Belli zaman aralıklarıyla mıncıklanarak eriyen kitre özünün dağıtılması gerekir. Suyun yeterli yoğunluğa ulaşmasından sonra, içinde kalan erimemiş kitre kalıntılarını ayırmak için, ebru suyu iyice süzülmelidir. Kitre ebru yapımında kullanılan, suyun belli bir yoğunlukta olması için suya karıştırılan maddelerden biridir. Ünlü Ebrucu Sacid Okyay ebru yapımında en iyi sonucu salepin verdiğini ancak kitrenin daha ucuz olması sebebi ile kitre kullandığından bahseder. Deniz Kadayıfı:Kitrenin hazır hale gelmesi 5-6 gün kadar gerektiği için deniz kadayıfı denilen deniz yosunu kullanılabilir.Hazır toz halde satılır.50 gr toza 5 lt saf su ilave edilerek topaklanma olmamasına dikkat edilerek mikserle ve y... Devamı

can yücel

2011-04-15 00:43:00

                                                                                           FARK ETMELI INSAN   Farkı fark etmeli, fark ettiğini de fark ettirmemeli bazen...   Bir damlacık sudan nasıl yaratıldığını fark etmeli. Anne karnına sığarken dünyaya neden sığmadığını ve en sonunda bir metre karelik yere nasıl sığmak zorunda kalacağını fark etmeli.   Şu çok geniş görünen dünyanın, ahirete nispetle anne karnı gibi olduğunu fark etmeli. Henüz bebekken 'Dünya benim!' dercesine avuçlarının sımsıkı kapalı olduğunu, ölürken de aynı avuçların 'her şeyi bırakıp gidiyorum işte!' dercesine apaçık kaldığını fark etmeli.  Ve kefenin cebinin bulunmadığını fark etmeli. Baskın yeteneğini fark etmeli sonra. Azrailin her an sürpriz yapabileceğini, nasıl yaşarsa öyle öleceğini fark etmeli insan. Hayvanların yolda, kaldırımda, çöplükte ama kendisinin güzel hazırlanmış mükellef bir sofrada yemek yediğini fark etmeli. Yaratılmışların en güzeli olduğunu fark etmeli ve ona göre yaşamalı. Gülün hemen dibindeki dikeni, dikenin hemen yanı başındaki gülü fark etmeli. Evinde kedi, köpek beslediği halde çocuk sahibi olmaktan korkmanın mantıksızlığını fark etmeli. Eşine 'seni çok seviyorum!' demenin mutluluk yolundaki müthiş gücünü fark etmeli. ... Devamı